- Orijinal Adı: The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society
- Yazar: Mary Ann Shaffer, Annie Barrows
- Yayınevi: Salon Yayınları
- Basım Yılı: 2018
- İlk Basım Yılı: 2008
- Sayfa Sayısı: 304
Netflix izleyenler bilir; ağustos ayından beri reklamları gösterilen bir filmdi Edebiyat ve Patates Turtası Derneği. Fragmanları ve konusu benim de ilgimi çekmiş, filmi listeme eklemiştim. İzlemek ise birkaç hafta öncesine kadar nasip olmadı. Nihayet izlediğimde de filmini çok beğendiğim bu kitabı daha çok beğeneceğimi umarak okudum. Ve şunu söylemeliyim ki, “Film mi, kitap mı?” sorusuna ilk defa “Film.” cevabını vermeme sebep oldu.
Malum, 2. Dünya Savaşı konulu kitaplar çok popüler günümüzde. Ancak nedense ben bu tarz (ve genelde çok beğenilen, bir sürü ödül alan) kitapları pek sevemiyorum. Pulitzer Ödüllü “Göremediğimiz Tüm Işıklar“ı ve Goodreads’te yüksek bir puana sahip “Kitap Hırsızı“nı da okurken edebi açıdan çok büyük zevk aldığımı söyleyemem. Edebiyat ve Patates Turtası Derneği de bana aynı şekilde hissettirdi.
Aslında değişik ve çok tatlı bir konusu var kitabın. İngiltere ile Fransa arasındaki Manş Denizi’nde bulunan bir ada olan Guernsey, savaşta Alman işgaline uğruyor. Almanlar askerlerini beslemek için tüm domuzları kayıt altına alıyor ve adalılar tarafından yenmesini yasaklıyor. Ancak bir grup insan bir tane domuzu saklamayı başarıyor. Domuzu yedikleri akşam yemeğinden dönerken Alman askerlerine rastlıyorlar ve askerlere edebiyat kulübü toplantısından döndüklerini söyleyerek ceza almaktan kurtuluyorlar. Bu yalan ise aslında gerçek bir edebiyat derneğinin başlangıcı oluyor. Her hafta toplanıp ellerindeki kısıtlı sayıda kitabı okuyan ve birbirlerine anlatan bu insanlar hem kitaplarla huzur buluyor hem de aralarında büyük bir dostluk kuruluyor. Kendilerini kitaplar sayesinde keşfeden bu insanların Londralı bir yazarı da huzurlu ortamlarına çekmelerini ve onunla bağ kurmalarını okuyoruz.
Konu çok güzel, iyi düşünülmüş. Ve de kitap mektuplardan oluşuyor, yani benim en sevdiğim tarz. Ancak pek iyi işlenememiş gibi geldi bana. Mektupların bazıları havada kalmış, arada kopukluklar var. Ortaokul yıllarında okumuş olsaydım beğenirdim belki de; ama bu yaşımda beğenmem zor. Ayrıca pek çok yazım yanlışı olması, özellikle “de” bağlacının ısrarla bitişik şekilde yazılması da beni kitaptan soğuttu. Filmi ise kesinlikle öneririm, bir uyarlama olarak hayli “uyarlanmış” olsa da, romandaki kopukluklar filmde yok ve zevkle izleniyor.
