- Orijinal Adı: The Great Gatsby
- Yazar: Scott Fitzgerald
- Yayınevi: Türkiye İş Bankası Yayınları (Modern Klasikler Dizisi)
- Basım Yılı: 2015
- Sayfa Sayısı: 176
- Çeviren: Fadime Kahya
“Amerikan rüyası”. Genç yaşlı demeden çoğu kişide var bu sanırım. Yüksek gelir, güzel evler, refah. Kafana bir şeyi koyarsan ve bunun için çok çalışırsan – ki buradaki çok çalışma, çabalamadan öte, önüne çıkan “engelleri” ne olursa olsun çiğneyerek yükselme şeklinde kendini gösteriyor- muhakkak müreffeh bir hayat yaşarsın. Jay Gatsby de Amerikan rüyasını yaşayanlardan biri. Gösterişli evinde katılmak için davete ihtiyaç duyulmayan, içkinin su gibi aktığı, ünlülerin birinin gidip birinin geldiği kesintisi partiler veren “muhteşem” insan. Bu insanın yükselmek için neden çabaladığını ve bunu nasıl başardığını, bu başarısının onu nerelere getirdiğini okuyoruz kitapta. İçerik hakkında çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum; ama tam anlamıyla modern bir klasik olduğunu düşünüyorum ben.
Daha genç olduğum ve daha kolay etkilendiğim yaşlarda, babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmaz. “Birini eleştirmeye kalktığında” demişti, “herkesin seninle aynı imkânlarla dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir.”
Her insan kendinde en az bir büyük erdem olduğuna inanır. Benimki, tanıdıklarım arasında en dürüst kişi olmamdır.
‘Tamam’, dedim, ‘kız olduğuna sevindim. ve umarım aptalın teki olur; bu dünyada bir kızın olabileceği en iyi şey bu, güzel küçük bir aptal.’”
Düşünüldüğünde, oldukça ibretlik bir hikaye bu. Herkes içinde bir Gatsby barındırıyor sanırım. Geçmişin geçmiş olmasına izin vermiyoruz, hala hatırladığımız gibi olduğunu zannedip ömrümüzü, zihnimizi tüketiyoruz. Görünümleri farklı da olsa birer Amerikan rüyasının peşinden koşturup duruyoruz. Sonrası malum… Kitap bana Enrico Macias’ın Non, Je N’ai Pas Oublié şarkısının şu dizesini çağrıştırdı: “On n’a pas le droit de sacrifier le présent au passé” – Kimsenin dün için bugünü kurban etmeye hakkı yoktur.
Gatsby, yeşil ışığa, yıldan yıla önümüzden geri çekilen o heyecan verici geleceğe inanıyordu. O zamanlarda aklımıza gelmiyordu bu, ama fark etmez -yarın daha hızlı koşacak, kollarımızı daha da ötelere uzatacağız… Ve derken güzel bir günün sabahında…
Böylece akıntıya karşı kürek çekerek, durmaksızın geçmişe doğru sürükleniyoruz.

Kitabın 2013 yapımlı film uyarlaması da mevcut. Aslına sadakat bakımından gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim filmin de.
Okumaya başlamadan önce Fitzgerald’ın dilinden de korkuyordum aslında; fazla edebi ve anlaşılmaz olduğunu düşünüyordum. Öyle değilmiş. gayet anlaşılıyor, tabii metaforları fazla kullandığı bir gerçek; ama yerinde bence, konuyu aşırı soyut hale getirmiyor. Yine de, tercihen salim kafayla okunması gereken kitaplardan… 🙂
‘Benim çok şey bildiğimi düşünüyordu; çünkü ben ondan daha farklı şeyler biliyordum…’”
Bir kimseye dostluğumuzu sağken göstermeyi öğrenelim, ölünce değil.”
