- Orijinal Adı: Brief einer Unbekannten
- Yazar: Stefan Zweig
- Yayınevi: Türkiye İş Bankası Yayınları (Modern Klasikler Dizisi)
- Basım Yılı: 2016
- Sayfa Sayısı: 66
- Çeviren: Ahmet Cemal
Avusturyalı ünlü hikaye, roman ve biyografi yazarı Stefan Zweig son birkaç yıldır ülkemizde tanınır oldu – özellikle de Satranç isimli kitabıyla. Bu şöhrette Türkiye İş Bankası Yayınlarının -nispeten- yeni sayılabilecek Modern Klasikler Dizisi’nin etkili olduğunu düşünüyorum. Zira daha öncesinde de Can Yayınları tarafından basılıyordu yazarın eserleri, ben de yaklaşık on beş yıl önce Satranç kitabının Can Yayınları’ndan çıkan baskısını okumuştum. Şimdilerde hayli meşhur olan yazarın eserleri gerek yayınevlerinin yeni serilerinde, gerek yeni kapaklarla basılıyor ve çok satanlar listesinde yer alıyor. Aslında nadir biyografi yazarlarından biri olan Zweig, uzun öykü türündeki eserleriyle tanınıyor bizim ülkemizde.
Zweig’tan fazla bahsetmeye gerek yok aslında, okuyan çoğu kişiyi etkileyen bir uslubu var. Yazar özellikle psikolojik tahliller konusunda çok başarılı, bunu Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu‘nda da açık bir şekilde görüyoruz. Bir adam, 41. yaşına girdiği doğumgününde göndereni belli olmayan birinden gelen bir mektup alır ve biz ismini asla zikretmeyen kadının yazdıklarını okuruz. Ömrü boyunca sevdiği adam tarafından hiç hatırlanmamış kadın mektubunda da kimliğine dair bir bilgi vermez. Zaten hitap cümlesi de şöyledir:
Sana, beni asla tanımamış olan sana…“
Stefan Zweig burada ilk gençliğinden beri aynı adamı seven ama aşkına asla karşılık alamamış, hiçbir zaman farkına varılmamış bir kadını öyle güzel tasvir etmiş ki, o kadın benimle konuşuyor gibi hissettim ben. Zaten Zweig’ın yaptığı da genel olarak bu aslında: Karakterleri canlandırarak anlatıyor. Erkek yazarın nasıl olup da bir kadın psikolojisini böyle iyi anlatabilmesi ise yazarın gözlem ve teşhis gücünü gösteriyor bence. Yalnız aşırı dozda melankoli içerdiğini de belirtmem lazım. Kendini bu kadar adamış, bu kadar mutsuzluğa odaklanmış bir insan var karşımızda:
Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm.”
Bir saat içinde bitirilebilecek olan Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, yine Zweig’tan müthiş bir uzun hikaye kısacası…
Kitaptan…
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”
Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.”
Çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytulardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.”
