- Orijinal Adı: Middlemarch: A Study of Provincial Life
- Yazar: George Eliot
- Yayınevi: Nora Kitap
- Basım Yılı: 2016
- İlk Basım Yılı: 1872
- Sayfa Sayısı: 1296
- Çeviren: Cihat Taşçıoğlu
“Neden klasikleri okumayı seviyorum?” sorusunun cevabı, okumakta bu kadar geciktiğim için hayıflandığım bir roman. Yaklaşık bin sayfa oluşuyla göz korkutuyor, burası kesin. Ama uzun süredir okuduğum kitapların içinde -özellikle de roman kategorisinde- en dolu bulduğum, en keyifle okuduğum kitap oldu Middlemarch. Mina Urgan’ın dediği gibi, “Okuyucuları coşturup heyecanlandıran bir kitap değil, serinkanlı düşündüren bir kitap” bu.
Middlemarch, eserlerini George Eliot takma adıyla kaleme alan Mary Anne Evans’ın en büyük romanı kabul ediliyor, hatta bazılarına göre İngiltere’de yazılmış olan en büyük roman. Yine de kimi yazarlarca ve eleştirmenlerce pek beğenilmemiş; Virginia Woolf, yazarın ilk romanları kadar güzel olmadığını söylemiş mesela.
Middlemarch, 1800’lerin sonu İngiltere’sinde farazi bir kasaba. Kitabın tam ismi de “Middlemarch: Taşra Hayatı Üzerine Bir Çalışma”. Gerçekten de iç içe geçirdiği değişik kesimlerden karakterlerle, farklı tabakalardan insanların farklı sorunlarını ele alışıyla romandan ziyade bir araştırma çalışması gibi duruyor. Romanda iki ana karakter var: idealist Dorothea ve idealist doktor Lydgate. İki ayrı kitap şeklinde tasarlanmış olsa da ikisinin ayrı olan hikayesini bir araya getirmeyi başarmış.
Ben romanı çok beğendim açıkçası. Yazarın özellikle tasvirlerinden, gözlem yeteneğinden çok etkilendim. Ayrıca o kadar farklı alanlarda bilgi sahibi olduğu aşikâr ki, insan hayret etmeden duramıyor. Din, fizik, biyoloji, tarım, kitap sayesinde haberdar olduğum Toprak Reformu – ve tıp. Eliot önce Lydgate’i merkeze almayı düşünüyormuş, o yüzden tıp okumaları yapmış çokça. Yalnız sonrasında Dorothea’nın hikayesini öne geçirmeye karar vermiş. Alt başlığındaki “araştırma” ifadesinin hakkını vermiş yazar.
Konu İngiliz edebiyatı olunca Mina Urgan’dan alıntı yapmadan duramadığım için onun ifadeleriyle noktalayayım bu yazıyı da:
“Roman, hem çok geniş kapsamlı, hem de çok ayrıntılı olduğundan, sekanstan sekansa geçerek, kimi zaman zoom yapıp yüzlerini yakından göstererek, birkaç kamerayla birden çekilmiş bir filmi andırır.”
“George Eliot’ın en büyük başarısı, değişik konuları şaşılacak bir ustalıkla birbirine dokuyup, yadsınamaz bir bütün oluşturmasıdır.” Anladığım kadarıyla roman tekniği açısından bir yenilikmiş bu yöntem.
Madem yazarın ilk romanları daha çok beğenilmiş, en kısa zamanda onları okumak için sabırsızlanıyorum ben de.
Kitaptan…
Ruhların da siması vardır, birine uyan diğerine hiç yaraşmayabilir.”
Herhangi bir duruma yönelik aşırı hislere kapılmaktan sakınmanın tek yolu, genele dair az miktarda hissiyata sahip olmak gibi görünüyor.”
Refahı, onu sırf bu dünyanın hasadını kaldırmak için kullanacaklara bahşedilmiş bir nimet olarak kabul edemem.”
Vermenin lüksünü bilmek için kişinin fakir olması gerekir!”
Pederin konuşmaları her zaman teşvik edici değildi; riyakar olmaktan kurtulmuş ama kendi başarısızlıklarımız neticesinde alelacele vardığımız, ihtimallere dönük değerlendirmelerden kurtulamamıştı.”
Çoğumuzun yanlış bir şey yapmamak için motivasyon kaynağı, bize o yanlıştan zarar görecek insanları hesaba katmanın öğretilmesidir.”
İnsan birileriyle karşılaşmaktan birçok saik sebebiyle imtina edebilir ama en cesaretli kişi bile yokluğunun hissedilmemesinden hoşnutluk duymaz.”
Minnet bir muhakeme meselesi haline geldiğinde, onun bağlarından kurtulmanın birçok yolu vardır.”
Bence kendi ellerimiz altında yatan kötülükleri düzeltmeye teşebbüs edene kadar, iyiye dönük daha büyük değişimler için öne çıkmaya hakkımız yok.”
Herhangi bir işi kötü yapan kişi meslektaşlarını da güvenilmez kılar.”
Ümitsizlik kabul ettiğimiz şey, genellikle geri plana itilmiş umutların acı verici canlılığından ibarettir.”
