- Orijinal Adı: Léon l’Africain
- Yazar: Amin Maalouf
- Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
- Basım Yılı: 2017
- İlk Basım Yılı: 1986
- Sayfa Sayısı: 375
- Çeviren: Sevim Gündüz Raşa
“‘Bir berberin sünnet ettiği, bir Papa’nın vaftiz ettiği'” Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati, namıdiğer Giovanni Leone de Medici’nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo’nun hayat hikayesi…”
Liseden beri okumayı beklediğim ama okumak bugüne kısmet olmuş kitap. Amin Maalouf’un diğer romanlarında olduğu gibi insanı alıyor, eski zamanlarda ve hiç bilmediği görmediği yerlerde bir güzel gezdirip ne olduğunu anlayamadan yerine bırakıveriyor. Konusu değişik ve ilgi çekici. Granada’da müslüman olarak doğan bir adamın (Hasan) savaşlarla, işgallerle, ölümlerle, dostluklarla, akrabalıklarla, ticaretle oradan oraya savrulmasını ve kentlerin, imparatorlukların kaderlerine tanıklık etmesini okuyoruz. Her gittiği yerde, başından geçen her olayla bu insan da değişiyor ve nihayetinde Afrikalı Leo kimliğime bürünüyor. Kim bilir, kitap daha da devam etseydi daha başka kim olarak çıkardı karşımıza?
Çok keyifli bir okuma oldu benim için. Maalouf’un muhteşem bir hikaye anlatıcı olduğu yadsınamaz. Edebi bir eser okuduğunu hissettiriyor insana. Yalnız aynı şeyi çeviri için söyleyemeyeceğim. Daha doğrusu çeviriye kötü diyemem; ancak bazı kısımları beni aşırı rahatsız etti. Örneğin müslümanların konuşmalarında (hatta Kur’an-ı Kerim’den alıntı yaparken) asla “Allah” kelimesi kullanılmaması ve sürekli “Tanrı” denmesi. 16. Yüzyıl’da Granada’da, Fas’ta, Tunus’ta ve Mısır’da müslümanların asla Tanrı kelimesini kullandığını düşünmüyorum. Bu kelime seçimi kitabın orijinalinde de mi böyle yoksa çevirmenin tercihi mi orasını bilmiyorum; ancak çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Başka bir örnek olarak da “varsıl” kelimesini gösterebilirim. Zengin yerine varsıl kelimesini seçmekteki maksat ne olabilir? Günümüz Türkçesinde kaç kişi varsıl kelimesini kullanıyor, hatta anlıyor? Veya “önbilicilik” kelimesi. Neden falcılık değil de önbilicilik? Çevirmen de editör de neden böyle kullanımları seçmiş, ben anlamlandıramadım.
Amin Maalouf’un en iyi eserlerinden bence Afrikalı Leo. Hoş zaman geçirmek ve hiç kalkmadan hem tarihte hem de mekanlar arasında gezmek isteyenler okuyabilir.
Kitaptan…
Ölüm yaşamımızın iki ucundan tutmakta: Yaşlılık ölüme, çocukluktan daha yakın değildir.
Granada’da bir bebeğin bakımının en zor bölümü, ilk ağlayışından birinci yaşının sonuna değin olan süreçtir, derler.”
Bir insan ister altın, ister akıl yönünden varsıl olsun, bunlardan yoksun olanlarla konuşurken çok dikkatli olmalıdır.”
Yitik bir ülkem çok yakın bir akrabanın ölüsü gibidir. Onu saygıyla göm ve sonsuz yaşama inan.”
‘Akıllı olman için dua etmiyorum. Akıllı olursan aklını güçlülerin hizmetine verirsin. Talihli olmanı istiyorum ki akıllı insanlar sana hizmet etsinler.'”
Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar.”
Çok kısa bir süre sonra insanın bir kervanda başkalarıyla çok kolaylıkla kaynaştığının ayrımına vardım. Yolcular haftalarca, aylarca hep bir yönde yol alacaklarını, aynı tehlikelerle karşılaşacaklarını, birlikte yaşayıp yemek yiyeceklerini, birlikte dua edip tapınacaklarını, birlikte eğlenip üzüleceklerini, kimileyin de öleceklerini bildiklerinden birbirlerine yabancı gibi durmazlar; hiçbir ayıp gizli kalmaz, hiçbir dolan sonuna dek sürmez.”
Elbetteki sen suçlu değilsin Hasan; fakat flat-yların görünüşü senin için kuşkular uyandırıyor. Ve adalet, hiç değilse bu dünyada, çoğunluğun gözünde, ancak görünüşlerdedir.”
‘Ah dostum. Floransa Mediciler için yabansı bir metrestir. Uzakta olduğumuz zaman var gücüyle bizi çağırır, geldiğimiz zaman da bize küfreder.'”
Roma’da ‘Afrikalı’nın oğluydun; Afrika’da Rumî’nin oğlu olacaksın. Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster müslüman, ister hıristiyan, ister yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı’nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O’nun elleri çok geniştir, O’nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.”
