- Orijinal Adı: The End of Eternity
- Yazar: Isaac Asimov
- Yayınevi: Monokl Yayınları
- Basım Yılı: 2016
- İlk Basım Yılı: 1955
- Sayfa Sayısı: 240
- Çeviren: Yosun Erdemli
“Sonsuzluğun Sonu”, benim Asimov ile tanışma kitabım. Asimov okuma konusunda biraz geç kalmış olabilirim; ama bilim kurgu türüyle yıldızımın pek barıştığı söylenemez. Hatta benim bilim kurgu okumalarım ilköğretimdeki Jules Verne kitaplarıyla sınırlı kaldığını söyleyebilirim. Birkaç yıl önce H. G. Wells’in “Zaman Makinesi” ile bu dünyaya adım atma yolunda bir teşebbüsüm daha olmuştu; ancak – bunu belirttiğim için başıma bir şey gelmeyecekse – o kitaptan pek keyif alamamıştım. Kitapta bir şeyler tutarsız gelmişti, mantığıma yatmamıştı bir türlü. Romanın çok fazla hayranı olduğunu biliyorum, o yüzden “Sanırım ben keyif almıyorum bilim kurgudan.” deyip bırakmıştım bu türdeki okumalarımı.
Sonsuzluğun Sonu ise bana “İşte bu!” dedirtti. Sıkı bir bilim kurgu okuyucusu olmadığımdan ve bir hukuk mezunu olarak uzay-zaman meseleleriyle fazla uğraşmadığımdan kitabı çok iyi anlayamayacağımı düşünüyordum açıkçası. Ama hiç de öyle olmadı – aksine çok keyifli bir okumaydı benim için. Tabii ki kullandığı ifadelerden, anlatım tarzından Asimov’un biliminsanı kimliği kendini oldukça belli ediyor kitapta. Hatta belki de bu yüzden daha rahat anlaşılıyor zamanda yolculuk, sonsuzluk, zamanda yapılan değişikliklerin etkileri meseleleri. Yazar tüm bu konuların insanın mantığına gayet güzel oturmasını sağlıyor.
Kitapla ilgili olarak belirtmem gereken son husus, elbette şart değil ama, bilim kurgu okuyucuları tarafından Asimov’un “Vakıf” serisinin okunmadan önce “Sonsuzluğun Sonu”nun okunmasının önerilmesi. Anladığım kadarıyla seride yer alan bazı efsanelerde bu kitapta yaratılan evrene atıflar varmış. Benim daha uzun bir süre Vakıf serisini ya da başka herhangi bir bilim kurgu kitabını okuma planım yok. Yine de ileride tekrar bilim kurgu okumak istersem öncelikle Asimov’un kapısını çalacağım kesin…
Kitaptan…
Ne zaman birisi belirli bir alanda tam bilgi sahibi olmadığını belirterek konuya girse, arkasından o konuda çok açık biçimde fikrini belirtecek demektir.”
Ne acayip, duygular insanla kafa buluyor.”
Dünya, özgürlüğün sınırsızlığıyla kuşatılmış bir hapishane…”
